Neslihan Zabcı

Maltepe Üniversitesi

Klinik Psikolog ve psikanalist Dr. Neslihan Zabcı, lisansını Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünde, Klinik Psikoloji yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümünde hiperaktivite üzerine bir tez çalışmasıyla tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Klinik Psikoloji ve Paris Descartes- Sorbonne Üniversitesi Klinik Psikoloji, Psikopatoloji ve Psikanaliz bölümlerinde çift doktora yapan Neslihan Zabcı, Fransa’da yaptığı doktora tez çalışmasıyla yüksek onur derecesi almıştır. Uluslararası Psikanaliz Derneği ve İstanbul Psikanaliz Derneği üyesi, İstanbul Çocuk ve Ergen Psikanalitik Psikoterapi Derneği kurucu üyesi, Avrupa ve Uluslararası Üniversiteler Araştırma Topluluğu üyesi, Rorschach ve Projektif Testler Derneği kurucu üyesi ve eğitimcisidir. Avrupa Federasyonu Çocuk ve Ergen Psikoterapisti olan Neslihan Zabcı, halen Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünde öğretim üyesidir.

Sunum: SALDIRGANLIĞIN ARDINDAKİ RUHSAL ETKENLER: PSİKANALİTİK YAKLAŞIM

Saldırgan dürtü, varoluşsal olarak her bireyde mevcut ve kendini koruma, bireyselleşme gibi yapılandırıcı işlevleri de bulunan kökensel bir dürtüdür. Bu dürtünün akibeti ve öteki ile ilişkilerdeki niteliği ise çocuğun ilk nesne ilişkileri bağlamında şekillenecektir. Çocuk tarafından, bilinçdışında tehlikeli bulunan ve anlamlandırılamayan saldırgan dürtünün bir öteki tarafından tasarıma bağlanması, anlamlandırılması ve çocuğun kendiliğinin kaçınılmaz bir parçası olan bu dürtüyle barışarak, bu dürtüyü simgeleştirmeye ulaşım imkanları yolunun açılması gerekir. Aksi durumda, çocuk kendi saldırganlığından  korkacak, nesneye hasar verecek kadar tehlikeli hissettiği yıkıcı dürtüler, kendi benliğine yönelik zarar görme endişelerini de tetikleyecektir. İşte bundan dolayıdır ki, içeride tahammül edilemeyen bu yıkıcı dürtüler dışarı atılmalıdır: çocuk kliniğinde sıkça gözlenen saldırgan eylemlerin kaynağında çoğu zaman böyle bir dinamik yatar ve esas itibariyle bir yardım çağrısıdır. Bu çalışmada, saldırgan dürtülerin yoğunluğuna ve denetiminin zorluğuna neden olan çeşitli ruhsal etkenler ve anne-baba-çocuk üçgeni ekseninde önemli klinik durumlar tartışılacaktır.